Fıkralar.us bloguna hoşgeldiniz !

Internetin en çok aranan fıkraları bu sitede...
Çatlayana kadar gülmek mi istiyorsunuz?
Arkadaşlarıma anlatabileceğim fıkralar öğrenmek istiyorum mu diyorsunuz?
Fıkra repertuarına yeni fıkralar mı eklemek istiyorsunuz?
İşte hepsi burada ve tek adreste...

Kasım 22 2015

Nasrettin hoca ve kıyamet fıkrası

Etiketler : , , ,

Nasrettin hoca’ nın arkadaşları hocaya bir şaka yapmaya karar vermişler. Hoca’ nın yanına gidip, hocam “duyduk ki yarın kıyamet kopacakmış. gel senin şu kuzuyu keselim. Bir güzeli yiyelim” demişler. Hoca söylenene inanmamış ama yinede tamam demiş. “Yarın göl kenarında buluşalım. Orada keser yeriz.” Ertesi gün olmuş. Hoca ve arkadaşları göl kenarında buluşmuşlar. Hoca demiş ki ” Ben ateşi yakıp, eti pişirinceye kadar siz biraz gölde yüzün.” Bu teklif arkadaşlarının hoşuna gitmiş. Kıyafetlerini çıkarıp göle girmişler. Biraz zaman geçince gölden çıkmak istediklerinde bir de bakmışlar ki hoca bütün kıyafetlerini yakmış, çıplak kalmışlar.
– Aman hoca ne yaptın sen, biz şimdi nasıl köye döneceğiz. Bunu duyan hoca gülerek cevap vermiş:
– Bu kadar üzülmeyin canım, nasılsa yarın kıyamet kopmayacak mı?

Sonrası Nasrettin hoca ve kıyamet fıkrası Komik Fıkralar ilk ortaya çıktı.

Mart 23 2015

Nasrettin Hoca Fıkraları

Etiketler : , ,

Nasreddin Hoca 1300lü yıllarda Konya’ da (Akşehir) yaşayan, Türk mizahının önemli isimlerinden birisidir. Nasrettin Hoca olarak ta anılan Hoca Nasreddin, toplumsal olayları mizahi bir dille aktarması, komik hikayeleri, fıkraları ve hazır cevaplılığı ile nesilden nesile aktarılan hikayeleri ile tanınır. Yazımızın devamında Nasreddin Hoca’ nın en beğenilen fıkralarından bazılarını bulabilirsiniz.Nasrettin Hoca Fıkraları

 

Nasrettin Hoca’ nın yaşı

Nasrettin Hoca’ nın yakın arkadaşı Hocanın yaşını merak eder ve sorar:
– Hocam kaç yaşındasın? Nasrettin Hoca cevap verir :
– 45 yaşındayım. Aradan uzun yıllar geçer sorar arkadaşını yine sorar:
– Hocam kaç yaşına geldin?
– 45 yaşındayım der yine hoca. Arkadaşı şaşırır ve sorar:
– Hocam bu nasıl olur? Yıllar önce de 45 yaşındayım demiştin.
– Eee erkek adam sözünden döner mi hiç?


Dünyanın merkezi neresidir?

Nasrettin hoca ya sormuşlar,
– Hocam dünyanın merkezi neresidir? Hoca bulunduğu yeri göstererek:
– İş te tam da burası dünyanın merkezidir. Soruyu soranlar şaşırmış:
– Aman hocam bu nasıl olur? Hoca cevabı yapıştırır:
– İnanmıyorsan git ölç.


Baklava Fıkrası – Nasrettin Hoca

Nasrettin Hoca akşam üzeri evine doğru ilerliyormuş. Densizin biri gelip hocaya:
– Hocam biraz önce gördüm, adamın biri büyük bir tepsi baklava götürüyordu. Hocam cevap vermiş:
– Bana ne bundan.
– İyi de hocam adam baklavalarla sizin eve doğru gidiyordu.
– O zaman “sana ne” bundan?


Kazan Doğurdu

Nasrettin Hoca yemek pişirmek için komşusundan bir gün kazan ister. Aradan 3-5 gün geçtikten sonra kazanı komşusuna geri götürür. Komşusu bakar ki kazanın içerisinde küçük bir kazan daha var.
– Hocam bu küçük kazanda nedir? diye sorar. Nasrettin Hoca:
– Komşu senin kazan doğurdu der. Adam bu işe pek akıl erdiremese bile işine geldiği için ses çıkartmaz. Aradan bir müddet geçer. Hoca komşusundan kazanı tekrar ister. Bu sefer aradan uzun zaman geçmesine rağmen kazan geri gelmeyince komşusu bir bahaneyle hocaya gidip:
– Hocam geçenlerde sana bir kazan vermiştim, onu almaya geldim der. Hoca üzgün bir şekilde anlatmaya başlar:
– Sorma komşu, bende bir türlü gelip sana anlatamadım ama senin kazan maalesef öldü der. Sinirlenen adam hemen atılır :
– Aman hocam, kazan ölür mü hiç?
– Eee kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

 

 

Sonrası Nasrettin Hoca Fıkraları ilk ortaya çıktı.

Eylül 17 2010

Helva Kazanı ve Nasrettin Hoca

Etiketler : , , ,

Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan seslenmiş “aman hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazanı ağzına kadar doluydu”. Hoca istifini bozmadan “bana ne” demiş. Arkadaşı, “ama hoca helva kazanı sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?” demiş; hoca yine istifini bozmadan “o zaman sana ne?” demiş.

Ağustos 08 2010

Nasrettin Hoca ve Kavuk

Etiketler : , ,

Bir gün bir adam, elinde bir mektup, hocayı tutup: – “Hocam zahmet ya sana, şu mektubu bir okusana?” Açar bakar ki Hoca mektup baştan sona arapça.. Şöyle bir iki evirir çevirir söktüremez çaresiz geri verir. Der ki: – “Başkasına okut bunu sen..” Adam şaşırır: – “Neden?” – “Türkçe değil bu mektup okuyamam.” Yine anlamaz adam, Hoca’nın okuması yok zanneder: – “Ayıp hoca, ayıp” der. – “Benden utanmıyorsan şundan utan; şu başındaki koca kavuğundan utan!” Hoca, kavuğunu çıkarıp uzatır adama: – “Madem ki” der, “iş kavuktadır; haydi bakalım, giy de şunu; kendin oku bakalım mektubunu.”